bugün
gündem
#selahattindemirtaş
21.11.2020 16:12
"cumhur ittifakı" ve başkanlık sisteminin tartışmaya açıldığı şu dönemde önceki gün yaptığı osman kavala ve selahattin demirtaş tahliyeleri çıkışı ile gündeme oturan isim.
"Kavala’nın tutuklu kalmasına hayret ediyorum, Demirtaş’ın da tahliyesi olabilir. Selahattin Demirtaş üç dört yıldır tutuklu. Tutukluluk cezaya dönüşmemeli. Demirtaş ile bizim bir iki görüşmemiz oldu. Cezaevlerinde isyanlar, açlık grevleri olmuştu. Selahattin Demirtaş’ı tanımak veya onu yargılamak için onun yazdığı ‘Devran‘ isminde kitabını ne olur onu alıp okuyun. Ben corona süreci içinde bunu okudum. Belki Selahattin Demirtaş hakkındaki kanaatinizi değiştirmeyeceksiniz ama ve Kürtler ve Kürtlerin yaşadığı travmalar üzerinde kafanızda çok şeyler değişecek. Osman Kavala 2017’den beri üç buçuk yıldır tutuklu. Ben iddianameyi okudum. Hala tutuklu kalmasına hayret ediyorum. Tahliye edilmesi lazım. Bu iddianameleri okuduğumda çocuk bile yazmaz bunu dedim, cübbeyi bile giyesim gelmişti. Çıkması lazım."
www.diken.com.tr

akp ve mhp'den çeşitli tepkiler var. haliyle kafalar karışık ve erken pozisyon alanlar bakalım ilerde ne yapacak. bu da dursun burada:
www.diken.com.tr #bülentarınç #selahattindemirtaş #osmankavala
20.06.2020 00:56
dün gece saatlerinde aym'den kendisi için tutukluluğunun makul süreyi aşması nedeniyle kişi güvenliği ve hürriyeti hakkının ihlal edildiği kararı çıkmıştı. ne yazık ki Demirtaş bu dosyadan Eylül 2019’da tahliye edilip aynı suçlamalarla bir kez daha tutuklandığı için hapisten çıkamıyor.
www.diken.com.tr
AYM’nin kararı dün gece Resmi Gazete’de yayınlandı. Kararda, Demirtaş’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararına rağmen serbest bırakılmadığına değinilmezken, 50 bin lira manevi tazminat ödenmesine ve kararın örneklerinin Demirtaş’ın yargılandığı Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi ve Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine hükmedildi.

diken'den kemal göktaş'ın karar hakkında değerlendirmesi:
www.diken.com.tr
ve yazısı:
www.diken.com.tr #selahattindemirtaş
02.12.2019 23:25
kardeşi ve avukatı Aygül Demirtaş'ın bugün yaptığı açıklamaya göre rahatsızlığı olmasına rağmen yedi gündür hastaneye sevk edilmemiş olan isim.
www.diken.com.tr
Twitter hesabından bilgi veren Aygül Demirtaş, Selahattin Demirtaş’ın 26 Kasım günü saat 05:30 sıralarında göğüs sıkışması ve nefes alamaması nedeniyle bilincinin kapandığını ifade etti.
Aygül Demirtaş, uzun süre hücresinde bilinci kapalı vaziyetteyken ağabeyine ilk müdahaleyi eski HDP’li vekil Abdullah Zeydan’ın yaptığını dile getirdi.
Avukat Demirtaş, ambulansın çağrıldığını, Demirtaş’a yalnızca EKG’nin yapıldığını, HDP’li siyasetçinin acil servis yerine kapsamlı bir müdahale ve tedavi için kliniğe sevkini talep ettiğini kaydetti.
Cezaevi doktorunun Demirtaş’ın kardiyoloji, nöroloji ve gastroenteroloji bölümlerine sevkini istediğini aktaran Aygül Demirtaş, avukatları olarak da cezaevi idaresiyle yapılan görüşmede derhal hastaneye sevkini talep ettiklerini belirtti.

hdp'den daha sonra gelen açıklama;
www.diken.com.tr
açıklamada, Demirtaş’ın derhal tam teşekküllü bir hastaneye sevkinin sağlanması istendi.

ilerleyen saatlerde hastaneye sevk edildiği bilgisi paylaşıldı;
www.diken.com.tr

chp'den Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkaya ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre de ziyaret edecekler.
www.diken.com.tr

çok çok geçmiş olsun... #selahattindemirtaş
21.11.2018 01:53
kasım 2016'dan bu yana tutuklu bulunan selahattin demirtaş için tutukluluğuna son verilmesine yönelik alınan karar.
www.diken.com.tr

cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan;
www.diken.com.tr
“AİHM kararları bizi bağlamaz. Bugüne kadar örgütle ilgili çoğu kararlar hepsi aleyhe. Karşılığında yapabilecek çok şeyler var. Karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz. Terör devam ediyor.”

demirtaş'ın avukatı mahsuni karaman;
www.diken.com.tr
“Böylelikle AİHM, Demirtaş davasında devletin OHAL şartlarını kötüye kullandığını ve AİHM içtihadına uymadığını ortaya koymuş oldu”

hukukçular da kararın bağlayıcı olduğu ve demirtaş'ın serbest bırakılması gerektiğini savunuyor.
www.diken.com.tr

demirtaş'ın yorumu;
www.diken.com.tr
“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği bu kararla birlikte, siyasi rehine pozisyonum hukuken tescil edilmiş oldu. İlk günden beri söylediğimiz gibi, HDP’ye yapılan operasyon, tutuklanmamız ve yargılanmamız hukuki değil, siyasi gerekçelerle yapılıyordu. Yargılandığım davalar ve isnatlar tümden çökmüştür”
“Maalesef ki, yürütmenin başı sıfatıyla açıklama yapan Cumhurbaşkanı halen ve bu mahkeme kararına rağmen hukuku, kanunu ve Anayasa’yı tanımayacağını ifade edebilmektedir. Bu benim şahsımla ilgili bir mesele değil, AİHM kararında temsil edildiği gibi bütün Türkiye toplumu ve demokrasi açısından çok vahim bir durumdur.”
“Hukuk ve adalet mücadelemiz her koşulda devam edecektir. Haklı bir mahkeme kararı olmadan iki yıldır burada tutuluyor olmama rağmen demokrasiye, barışa ve adalete olan inancımı asla kaybetmedim. Bu konuda en büyük umut kaynağım da halktır, halkın mücadelesidir.”

adalet bakanı abdulhamit gül;
www.diken.com.tr
“Kararı bir görelim. Bu konuda yargılamayı yapan yargı mercii karar verecektir. Yargılama halen derdesttir. Yargılamayı yapan mahkeme AİHM kararı gerekçelerini dikkate alarak bir değerlendirme yapacaktır” #selahattindemirtaş #aihm
17.06.2018 23:48
kaydının cezaevinde yapıldığı ilk trt konuşması yayınlandı.
www.diken.com.tr

aa'ya göre demokrasi tarihinde bir "ilkmiş";
www.diken.com.tr #selahattindemirtaş
04.05.2018 22:50
hdp'nin bugün Beşiktaş Abbasağa Parkı’nda düzenlediği etkinlikle cumhurbaşkanı adayı olduğu ilan edildi.
www.diken.com.tr

formunu koruyor tabi.*
twitter.com
twitter.com #selahattindemirtaş
08.09.2017 13:46
akademi, hukuk, medya, siyaset ve sanat dünyasından 1000 kişiye mektup göndermiş;
www.diken.com.tr
“1. Milletvekili için Anayasa tarafından öngörülmüş iki farklı koruma müessesesi vardır. Bunlardan birincisi, Anayasa’nın 83/1 Maddesi’ndeki ‘Mutlak Sorumsuzluk’ müessesesidir. Buna göre milletvekilleri TBMM’de söyledikleri sözlerden ve bunları dışarıda tekrarlamaktan asla sorumlu tutulamazlar. Milletvekilliği sona erse bile sorumsuzluk yaşam boyunca devam eder.

Bizim hakkımızda düzenlenen fezleke ve hazırlanan iddianamelerin neredeyse tamamı bu kapsamdadır. Örneğin benim hakkımdaki iddianamelerin büyük çoğunluğu TBMM’de yaptığım ve dışarıda tekrarladığım konuşmalardan ibarettir. Ancak savcılıklar ve mahkemeler meselenin bu yönünü araştırmaya bile gerek duymadan hakkımızda dava açıp tutuklama kararı verdiler. Oysa Anayasa’ya göre bırakın tutuklamayı, hakkımızda soruşturma bile yürütülemez.

2. Milletvekili hakkındaki ikinci mekanizma ise Anayasa’nın 83/2 Maddesi’nde düzenlenen ‘Dokunulmazlık’ müessesesidir. Bu maddeye göre milletvekilinin konuşmaları ve sözleri dışında kalan fiil ve eylemleri güvence altına alınmıştır. Milletvekilinin suç teşkil eden fiil ve eylemlerinden yargılanabilmesi için dokunulmazlığın dönem sonuna kadar veya yargılama sonuna kadar kaldırılmış olması gerekir. Oysa 20 Mayıs 2016’da dokunulmazlıkların kaldırıldığına dair Anayasa’ya konulan Ek 20. Madde ile dokunulmazlıkların 20 Mayıs 2016’dan önceki soruşturmalar için kaldırıldığı, o tarihten sonra ise bütün milletvekillerinin dokunulmazlıklarının olduğu gibi devam edeceği kabul edilmiştir.

Burada vahim bir hata yapılmıştır. Dokunulmazlıklar ileriye, dönem sonuna kadar değil, geçmişe doğru kaldırılmıştır. Yani şu anda dokunulmazlıklar hem vardır, hem yoktur. Biz tutukluyuz, ama dokunulmazlıklarımız devam ediyor gibi garip bir durum ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla yargı makamlarının, yargılama esnasında dokunulmazlığı devam eden bir milletvekilini yargılaması gibi ciddi bir ihlal ortaya çıkmıştır.

Örneğin biz cezaevinde ya da mahkeme salonunda herhangi bir suç işlesek, hakkımızda soruşturma bile açamayacaklar. Sadece hakkımızda dokunulmazlığın kaldırılması için fezleke düzenleyip, TBMM’ye göndermeleri gerekecektir. Dolayısıyla biz dokunulmazlıklarımızın kaldırılmadığını ve yargılanamayacağımızı iddia ediyoruz. Yargılansak bile dokunulmazlıklarımız devam ettiği için hakkımızda hiçbir yargılama tedbirinin uygulanamayacağını söylüyoruz.

3. Dokunulmazlıklarımız 20 Mayıs 2016’da kaldırıldı. O tarihte biz bu taraflı ve adil olmayan yargının bizi hukuk çerçevesinde yargılayamayacağını, yukarıda belirttiğimiz 1. ve 2. maddelerdeki gerekçeler nedeniyle yargılanmamızın mümkün olamayacağını belirterek ifade vermeye gitmeyeceğimizi duyurduk. Biz asla ‘Yargıyı tanımıyoruz ve meydan okuyoruz’ demedik. Hükümet çevreleri ise yargıya herkesin güvenmesi ve herkesin bu bağımsız yargıya hesap vermesi gerektiğini belirttiler.

Aradan iki ay geçti ve 15 Temmuz darbe girişimi gerçekleşti. Bu bağımsız ve tarafsız dedikleri yargının yaklaşık 4500 üyesi terör örgütü üyesi olmak gerekçesiyle bizzat hükümet tarafından görevden alındı. Yani açıkçası, 20 Mayıs 2016’da dokunulmazlıklarımızı kaldırarak bizleri FETÖ yargısının önüne attılar. Her ne kadar bunlar şu anda görevde olmasa bile, bunların hazırladıkları fezleke ve iddianameler ile yargılanıyoruz. Şimdi de AKP yargısının baskısı ve basıncı altında yargılanmamız devam ediyor.

4. Anayasa Mahkemesi’nin milletvekilinin tutuklu yargılanmaması gerektiğine dair açık içtihadı hem yerel mahkemeler hem de bizzat bu kararı veren Anayasa Mahkemesi tarafından açıkça ihlal edilmektedir. (bkz. AYM Balbay Kararı)

5. 4 Kasım 2016’da, gece yarısı evimize baskın yaptırarak bizi gözaltına alıp tutuklayacak kadar aceleci olan yargı, aradan 10 ay geçmiş olmasına rağmen halen yargılanacağımız mahkemeyi ve duruşma gününü belirlememiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere, acilen tutuklanmamız yargının değil, siyasetçilerin ihtiyacına binaen yapılmıştır.

6. Anayasamıza göre milletvekilleri, haklarında kesinleşmiş hüküm olsa bile cezaevine konulamaz. (Anayasa 83/3 Md.) Ancak milletvekili sıfatının sona ermesiyle birlikte hüküm infazına başlanabilir. Düşünün ki, milletvekillerinin yasama görevleri, seçme-seçilme hakları ihlal edilmesin diye, Anayasamız kesinleşmiş bir hükmün infazını bile milletvekilliğinin düşmesinden sonraya bırakılmasını emrediyor. Oysa bizler sorumsuzluk kapsamına giren konuşmalarımız nedeniyle 10 aydır tutukluyuz.

7. HDP’ye yönelik yargısal ihlal milletvekilleriyle sınırlı değildir. 85 belediye başkanı ve aralarında Parti Meclisi üyeleri, il-ilçe yönetim kurulu üyelerinin de olduğu 2 binden fazla arkadaşımız son bir yılda tutuklanmıştır. Bu da HDP’ye yönelik sistematik bir siyasi tasfiye operasyonunun en önemli göstergesidir. Bunlar hukuki tutuklamalar değil, siyasi görüşlerimiz nedeniyle zorla alıkonulmadır. Ve TCK’nın 77. Maddesi’nde düzenlenen ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kapsamında zamanaşımına da tabi olmayan vahim suçlardır.

Bu bilgilendirmeyi göz önünde bulundurarak, HDP’ye yönelik yargılama süreçleri hakkında hukuksal değerlendirme yapmanızı, benim ve partimin görüşlerini, siyasi çalışmalarını desteklemeseniz bile hukuktan ve adaletten yana vicdanlı bir tutum sergilemenizi diliyorum. Selam ve saygılarımla…”

ayrıca seher isimli öykü kitabı da 16 eylül'de çıkacakmış. bu güzel oldu işte;
www.diken.com.tr #selahattindemirtaş
24.07.2017 00:57
bir şiiri paylaşıldı;
www.diken.com.tr

Şengal’in yiğit çocuklarına

Şengalde ışid tarafından katledilenler ve barbarlığa kahramanca direnenler anısına

Akıp giden zamanın bıraktığı tortuda
Kök salmış büyüyen, inatçı asmalar da var
Kadim geçmişin hüzün dolu masalında
Bizden de bir parça, kana doymuş bir yer var

Her rüzgâr sevda kokusu taşımaz ki bağrında
Gonca gül dallarını savuranı, kıranı da var
Bırak efsaneler anlatsın imkânsız aşkları
Yollar uzun olsa da her hasretin bir sonu var

Lâl’ın tadında arama büyüyü, rengindedir
Daha değmeden dudağa, mest edeni de var.
Ninova’nın öksüz çocukları gibiyiz hepimiz
Peşimizde fermanlar, düşümüzde dağlar var.
twitter.com #selahattindemirtaş
11.07.2017 01:53
demirtaş'tan "aynen iade" geldi;
www.diken.com.tr
“Öncelikle, şahsımda milyonların iradesine yaptığın hakareti aynen iade ederim. Fakat başka bir açıdan da bu itirafın nedeniyle ‘teşekkür etmek’ istiyorum. Bizimle ilgili yargı adı altında yürütülen sürecin yargı ile alakası olmadığını, kararın bizzat tarafından verildiğinin ispat külfetinden kurtardın bizi”

hdp sözcüsü osman baydemir;
“Sayın Erdoğan, siz ‘Yüzde 51’in lideriyim‘ deyip yüzde 13’ün liderinden korkan bir lider olarak tarihe geçeceksiniz”
www.diken.com.tr #selahattindemirtaş
18.06.2017 19:43
dün birgün için "cezaevi kullanma kılavuzu" kaleme almış olan hdp lideri;
www.birgun.net #selahattindemirtaş
29.04.2017 01:16
3. öyküsünü de paylaştı.

‘Denizkızı’ başlığıyla Suriyeli mülteci bir çocuğun ağzından kaleme aldığı şöyle;
www.diken.com.tr

“Benim adım Mina. İki ay önce Suriye’den, Hama’dan yola çıktık. Annem bana sıkı sıkı sarıldı. Yol boyunca hiç bırakmadı beni. Bazen yürüdük, bazen çok kalabalık otobüslere, tozlu kamyonlara bindik. Yollar hep çukurdu. Zıplaya zıplaya gidiyorduk. Ama annem beni hiç bırakmadı. Kalabalık insanlar hep bir şeyler konuştular. Otobüste, bazıları çok ağladı. Aslında ben de ağladım. Benim babamı öldürdüler Hama’da. Niye öldürdüler ben bilmiyorum, o zaman annem çok ağladı, ben de ağladım. Yolculuğumuz çok uzun sürdü. Bir keresinde iki çocuk bir de yaşlı bir amca öldüler yolda. Onlara yol kenarında mezarlar yaptı adamlar. Çocukların mezarları küçüktü. Anneleri mezarlarına sıkı sıkı sarıldılar, çok ağladılar, gelmek istemediler. Ama adamlar onları çektiler.

***

Bir yere vardığımızda herkes biraz daha sevinçli oldu. Bazı adamlar dedi ki gece karanlık olunca denizin kenarına gidip orada gemiye bineceğiz. Anneme siz gelemezsiniz dediler. Annem onlara çok yalvardı. Sonra koynundan üç tane bilezik çıkardı adamlara verdi, tamam o zaman siz de gelin dediler.

***

Leyla abla vardı. Ben ona deniz nasıl bir şey dedim. O da çook çok fazla su dedi. İç iç bitmez, bütün köy içse yine bitmez dedi. Bizim köyde deniz yoktu. Ben hiç deniz görmedim hayatımda. Annem de görmemiş. Karanlıkta denizin kenarına gidince yine göremedik denizi. Adamlar bizi bir şeye bindirdiler. Zannedersem gemi. Çok kalabalık olduk. Annem bana sarıldı, hiç bırakmadı. Adamlar dedi ki kenarları sıkı sıkı tutun, annem beni daha sıkı tuttu. Sıkı tutmazsak nolur anne dedim. Annem hiçbir şey demedi. Leyla abla denize düşersin, denizkızı olursun dedi. Denizkızı hem kız hem de balıkmış. Denizin üstünde hep sallandık. Çok karanlık olduğu için denizi göremedim. Yüzümüze çok sular geldi. Tuzdan ben kustum. Bizim köyde deniz olmadığından biz hiç bilemedik o yüzden. Yaşlı kadınlar çok dualar okudular, benim annem de okudu. Bana hiç korkma dedi annem. Çok az kaldı, birazdan yetişeceğiz dedi. Ben hiç korkmadım. Tuzdan gözlerimden yaş aktı ama biraz da ağladım. Çok dalga var dediler adamlar. Hep bağırdılar, bir de herkes çok sıkı tutunsun dediler. Sonra o şey devrildi.

***

Bizim köyde deniz yoktu, küçük bir deremiz vardı. İçindeki balıklar çok hızlı yüzüyordu. Aslında deremiz çok küçük değildi, birazcık büyüktü. Kenarında ağaçlarımız vardı. Babam bir kere bana ağaçta salıncak yapmıştı. Evimiz derenin kenarındaydı. Annem de bana eski çoraplardan bir bebek yapmıştı. Ama onu yolda otobüste unuttum. Evimiz çok güzeldi. Biz hepimiz denizin içine düştük. Annem bana çok sıkı sarıldı. Bizim köyde deniz olmadığı için biz içinde durmayı bilmedik. Annem de bilemedi. Annemle birlikte suyun aşağısına doğru gittik. Sonra biraz yukarı doğru çıktık. Ama kalabalık adamlar hep ayaklarıyla bizim üstümüze bastılar, sonra yine aşağı doğru gittik. Annem beni hiç bırakmadı, sıkı sıkı sarıldı. Su tuzlu olduğundan benim boğazım yandı. Annem bana sarıldı, ben de içimden korkma anne dedim biraz ağlamak istedim sadece. Annem de hiç korkmadı, hep gözlerimin içine baktı. Hiç çıkamadık denizin aşağısından. Benim adım Mina, 5 yaşındayım iki ay önce Hama’dan yola çıktık. Biz hayatımızda denizi hiç dışarıdan göremedik. Bir haftadır denizin içindeyiz, ben denizkızıyım artık. Balık olamadık zannedersem. Hiçbir yere hızlı gitmiyoruz balıklar gibi. Annem beni sıkı sıkı sardı, hiç bırakmıyor. Bütün Anneler kızlarını çok severler.” #selahattindemirtaş
14.04.2017 02:02
şiir ve öyküden sonra şimdi de bir resim paylaşmış;
www.diken.com.tr #selahattindemirtaş
11.04.2017 23:32
şöyle 3 hayır mesajı var kendisinden;
www.diken.com.tr

“Farkında mısınız, dünyanın en mutsuz toplumu haline geldik. Mutluluğa, huzura, güvene giden yolu kısaltın. HAYıR deyin,
Hepimiz Kazanalım
Birlikte Kazanalım.”

“Bölünme, yok sayılma, kamplaşma korkuları her şeyimizi teslim almaya başladı. Onurlu ve birlikte yaşamı hepimiz hak ediyoruz. HAYıR deyin,
Hepimiz Kazanalım
Birlikte Kazanalım.”

“Bu korku filmini daha fazla uzatmalarına izin vermeyin. Demokrasiye, barışa, kardeşliğe giden yolu kısaltın. HAYıR deyin,
Hepimiz Kazanalım
Birlikte Kazanalım.”

bu arada söz ve müziği kendisine ait olan ve hozan diyar'la birlikte seslendirdiği giden kuşlar türküsü de doğum gününde yayınlandı;
www.facebook.com #selahattindemirtaş
17.03.2017 09:34
yeni bir öykü var kendisinden; kara gözlere selam olsun...
www.gazeteduvar.com.tr #selahattindemirtaş
26.02.2017 00:41
halep için yazdığı halep ezmesi adlı öyküsü pen'in sitesinde yayımlanmış;
pen.org
www.diken.com.tr

“HALEP EZMESİ

Yanılmışım, hayat çok uzun…

Garip bir durum mu var, sanmıyorum. Her zamanki Ortadoğu işte, bir yerlerde patlayan canlı cansız bombalar, geride bıraktığı onlarca parçalanmış insan bedeni, darmadağın olmuş yoksul bir pazaryeri.

Ölü sayısı 68, yazıyla altmış sekiz.

Üç gün önceki patlamada 43’tü. Ölüm gerçekten sıradan ve normal bir şeydi de acaba biz mi abarttık onu ve olağanüstü bir hale getirdik. Ölüyor işte insanlar, bolca hem de. Halep’te öğlen patlayan bomba, aynı saatlerde Sidney’de akşam yemeği için restoranlarda toplaşan Avusturalya ahalisinde aynı etkiyi yapmamış gibi duruyor zaten. Toronto’da işe gitmek için koşuşturan Kanada halkının henüz haberi bile yok. Birazdan haberleri olacak ama çoğu okumaya bile değer bulmayacak bu ‘olağan’ patlamayı. Halep’e en yakın şehir Hatay. Biraz dikkat kesilseler patlamayı kendi kulaklarıyla duyacak kadar yakınlar Hataylılar Halep’e.

Hatay’ın mezeleri ünlüdür, sofraları zengin. Kadim bir coğrafyanın birikmiş bütün kültürlerinden nasiplendiği için Hatay mutfağında yok yoktur. Arap, Ermeni, Süryani, Türkmen, Kürt, Türk, Fars, Rum ne yemiş içmişse tarih boyunca, Hataylılar hepsini not etmişler bir gün lazım olur diye. Her gün lazım olmuş tabi. Hatay’a yolu düşenler bu enfes tatları denemeden ayrılmışsa kentten, çok şey kaybetmiş sayılır.

68 kayıp.

Hatay Araplarının en iyi yaptığı yemek belki de gerçek bir sanat eseri diyebileceğimiz Arap kebabıdır. Eski Çarşı’da salaş bir esnaf lokantasında yemelisiniz kebabı. Hamdullah usta tam da romanlarda geçen naif esnaf tiplemesinin canlı hali adeta. Adı sanı iyice duyulunca turistler de rağbet etmeye başlamış Hamdullah ustaya. Bu durum ustamızı hafiften tedirgin etmiş olsa gerek ki, dükkâna çeki düzen verme adına 4-5 tane plastik saksı ağacı alıp yerleştirmiş mekânın sağına soluna. Bu aklı da karşıdaki berber Sadrettin vermiş kendisine. “Abi sen de konsepti biraz değiştir, turist akmaya başladı sokağa, her esnaf biraz çekidüzen verse dükkânına, turistik bir caddeye dönüşürüz imanıma” demiş. Kafasına yatmış Hamdullah Usta’nın. Plastik ağaçlar bu çerçevede intikal etmişler. Yemekler hep aynı ama artık daha yeşillik bir ortamda ve orman ambiyansı eşliğinde yiyebiliyorsunuz. Yalnız ağaçların plastikliği fazla sırıtıyor, bildiğiniz ucuz naylon. İyice de tozlandıkları için hedeflediği ambiyansı tersine çevirmiş ama olsun, yemekler harika halen.

68 ölü can.

Lokantada bir tek garson var. Toplam 7 masaya yetişmekte zorlanmıyor. Hamdullah Usta’nın yeğeniymiş. Çocukluğundan beri, tam 19 yıldır burada garsonluk yapıyormuş. Adı Bereket. Bereket’in iki çocuğu var, karısı geçen yıl trafik kazasında ölmüş. Trafik kazası dediysek öyle aşırı hız yapan arabasıyla takla makla atmamış. Caddede halk otobüsü çarpmış, oracıkta canını teslim etmiş kadıncağız. Bildiğin fukara işi bir trafik kazası ve fakir bir ölüm. İşine ve ustasına çok bağlı. Şevkle yapıyor görevini Bereket. Müşterilerin gözlerinde bir damlacık memnuniyet okuyabilmek için, sanat icra eder gibi estetik bir maharetle sunuyor yemekleri. Her şey çok güzel ama özellikle etler bir harika.

68 parçalanmış beden.

Fiyatlar sizi şaşırtacak kadar ucuz. Üç kişi yedik içtik tatlısı, tuzlusu derken bir hesap geldi neredeyse itiraz edecektik hesaba, azdır diye. Beni en çok da şaşırtan Hamdullah ustanın sakinliği oldu. Dükkân ne kadar kalabalık olursa olsun O hiç istifini bozmadan, yüzündeki ifadeyi bir milim değiştirmeden usulca siparişleri tabaklara doldurup Bereket’e uzatıyor tezgâhın arkasından. Bir haftada üç defa gittim Hamdullah ustaya, bu sahneler azıcık dahi olsa hiç değişmedi.

Hamdullah usta aslen Halepli. Dedesi Hatay’a yerleşmiş, 60 yıldan fazladır Hatay’dalar. Dededen babadan lokantacı esnafı olarak tanınırlar Hatay’da. Tarihi Halep çarşısında kumaşçı dükkanları var amcalarının. Savaştan önce çok sık gider gelirlermiş birbirlerine. Savaş başlayınca Halep’teki akrabaların hepsi diğer birçokları gibi Hatay’a kaçmışlar. Hamdullah ustanın iki katlı evinin bahçesine bir çadır kurmuş, toplam 48 nüfus bir evde yaşamaya başlamışlar. Hamdullah usta bu durumdan dolayı evin alt katındaki kiracıdan rica minnet evi boşaltmasını istedikten sonra biraz daha rahat etmişler. Hiç evlenmemiş usta. Çocukken babasıyla birlikte Halep’e ziyaretlerinde tanıyıp deliler gibi âşık olduğu teyzesinin kızı Rukiye 16’sında evlendirilince hayata küsmüş. Sevmemiş bir daha kimseyi. Rukiye iki çocuğu, kocasıyla birlikte ustanın alt katındaki evde bir odada kalıyor. Onunla karşılaşmamak için her sabah neredeyse koşarak çıkıyor evden usta. Rukiye de unutmamış unutmasına da yapacak bir şey yok artık. Halen çok güzel, bakmaya kıyamıyor, görmeye doyamıyor. Görme dediysek de kaç günde bir tesadüfen karşılaşmalar esnasındaki bir saniyecik bakışmalardan başka bir şey değil zaten. ‘Hadi!’ dese birlikte her şeyi bırakıp kaçacaklarmış gibi ve sanki bunu birlikte planlamışlar da herkesten saklıyorlarmış gibi tedirginmiş usta.

68 ölü ulan!

Eve herkes uyuduktan sonra sessizce girip usulca yatağa uzanmak dışında evle bağını kesmiş bu yüzden. Olur da birisi ustanın bunları içinden geçirdiğini anlar diye ödü kopuyormuş. Yıllar sonra yeniden alazlanan Rukiye aşkının alevleri dışarıdan fark edilir korkusuyla Bereket’le olan sınırlı konuşmalarını bile sıfıra indirmiş.

Fark edilmesin, ama bir alt kattaki oda, bir kaç saniyelik bakışmalar da her gece büyüsün, o dilsiz dünyasını kaplayıp öyle uyutsun. 48 nüfuslu bu arı kovanında onun nefesinin olduğunu bilmek çile mi, mutluluk mu? Bu sorunun cevabı yokmuş işte. Gökten ne yağmışta yer kabul etmemiş misali… Bunca yıl sonra aynı çatının altındalar ya. Hal böyle olunca da ne yaparsan yap, o çatıya tünemiş umut kuşunu susturamazsın. Bu geveze kuşu gündüzleri kovalamak kolay. Ama tek başına yatağa girip de gözlerini kapattığı an gel de sustur. Uykuya dalıp kurtulmak yok. Rüyalarda daha da cüretli, daha da arsız bir kuş bu. En kötüsü de uyanıp yeni bir güne başlama mecburiyeti. Biraz daha oyalansa. Belki bu sabah da bir kaç saniye… Sakın!..

Halep’te pazar yeri, tezgâhlarda sadece hüznün satılan, donup kalmış bir film sahnesi gibi. Savaş başladığından bu yana neşesi yok pazarların, rengi yok, kokusu yok. Doymak, doyurmak için bir parça yiyeceğin mecburen alınıp satıldığı yerler, ruhsuz hastane koğuşları gibi adeta. 68 parçalanmış insan bedeni. Rukiye de aralarında. İki gün önce çocukları Hatay’da bırakıp kocasıyla birlikte Halep’teki evlerinden bir miktar daha eşya almaya gelmişler. Akşam yemeği için bir şeyler almaya gitmiş pazara. Hatay’ın künefesi de ünlüdür.

“Allahu akbar” diye bağırmış kendini patlatan pazar yeri katili. Halep’te paramparça olurken Rukiye’nin bedeni, Hamdullah usta dükkânın arkasında tahta namazlıkta namazını kılıyormuş. “Allahu akbar” diye rükûya giderken göğsünde bir sızı hissetmiş, yaşlandık herhalde diye iç geçirmiş.

Künefenin özelliği peynirinden gelir. Bir de Hatay’da pişirme tekniği farklı tabi. Ama Hamdullah usta arzu eden müşteriye künefeyi yan taraftaki künefeci Cemil ustadan getirtiyor. Kendisi de iyi bir künefe ustası ama komşunun kısmetine el uzatmak olur diyerek yan tarafta künefeci açıldığından beri künefe yapmayı bırakmış dükkânda. Yok ben Hatay’ın en iyi künefesini yiyeceğim diyorsanız o halde… çarşısında meşhur Hatay Künefecisine gidip hakkıyla bir künefe yiyebilirsiniz.

Kocası ceset parçaları arasından elbise kumaşının yapıştığı bir kaç parçayı tanıyıp bulup alabilmiş Rukiye’den geri kalanları. Hamdullah usta ne cenazesine ne mezarına gitmeye dayanamamış Rukiye’nin. Definden bir gün sonra akşam dükkânın kapısını içeriden kilitleyip ecza dolabında ne kadar hap şurup varsa hepsini içmiş. Dükkân üç gün taziye nedeniyle kapalı kaldı. Bereket işletiyor şimdilerde dükkânı. Bereket ustaya Rukiye’nin kocası Cuma garsonluk yapıyor. Rukiye’nin iki çocuğu da dükkânın temizliğiyle falan koşturuyorlar ortalıkta. Yolunuz düşerse uğrayın Bereket ustaya, yiyebilirseniz de yiyin, Arap kebabı halen çok leziz.

Ne de olsa çok kadim bir mutfağı var Halep’in.” #selahattindemirtaş
23.02.2017 00:43
aldığı cezanın ertelenmemesinin sebebi "suça eğilimli" olması imiş;
www.diken.com.tr #selahattindemirtaş
21.02.2017 20:56
Doğubayazıt 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nin aldığı karara göre ‘Türk milletini, devletini ve kurumlarını aşağılamak’ suçundan 5 ay hapis cezasına çarptırılmış;
www.diken.com.tr #selahattindemirtaş
04.11.2016 02:45
4 kasım 2016 hdp operasyonu kapsamında gözaltına alınan eş genel başkan. #selahattindemirtaş
herhangi bir kelimeyi ya da kelime gruplarını "başlık içinde ara" modülünden arayabilirsiniz.

kitap oku

"türkiye'de deprem"